Armudu Hangi Mevsimde Yemeliyiz?
Kayseri’nin soğuk rüzgârları ardında, bir sabah uyandım. Penceremden dışarı bakarken, her şeyin gri ve puslu olduğunu gördüm. Kış, şehri yeniden sarhoş etmişti. Gerçekten de, soğuk havaların bu kadar keskin olması, insanın içine bir şeyler bırakıyor. Hani o hafif boşluk hissi vardır ya, işte öyle. Bazen kalbimdeki boşlukla karşı karşıya kalıyordum; soğuk havalar beni yalnızca fiziksel olarak değil, duygusal olarak da sarıp sarmalıyordu. O sabah, elimde bir bardak sıcak çayla pencerenin önüne oturup düşünmeye başladım. “Armudu hangi mevsimde yemeliyim?” diye sormak, bu kadar basit bir soruyu kafamda döndürmek bile garip geliyordu. Ama nedense bir şeyler bana armudu düşündürüyordu.
Bir Kış Sabahı ve Armudun Büyüsü
Kışın soğukları Kayseri’de farklıdır. Havalar soğuk olduğu kadar, ruh da soğur sanki. Yalnızlık hissi, bazen şehri takip eden yoğun kar kadar ağır olabilir. O sabah, annemin mutfaktan gelen yemek kokuları, aynı zamanda bir hatıra gibi içimi ısıtıyordu. Annem, yemek yaparken mutfakta en çok armudu severdi.
Bunu fark ettiğimde, armudun aslında sadece bir meyve değil, aynı zamanda bir hatıra, bir duygusal bağ olduğunu anlamıştım. Biraz önce aklıma gelen o basit soru, “Armudu hangi mevsimde yemeliyim?” sorusu, aslında çok derin bir anlam taşıyordu. Meğerse, armut gibi meyveler sadece mevsiminde değil, bazen ruhsal durumuma göre de tüketiliyormuş.
Armudu İki Mevsimde Yedim: Yaz ve Kış
Yazın, armutları taze taze yemek her zaman bir zevkti. Bu meyve, sanki yazın sıcaklığını, yazın enerjisini içinde taşıyormuş gibi gelirdi. Yazın sonlarına doğru, akşamları dışarı çıkıp bahçedeki armut ağacından düşen olgun armutları toplarken hissettiğim o heyecanı hatırlıyorum. Ağaç, sanki bana yazın sonlarını, ama aynı zamanda yeni bir başlangıcı işaret ediyordu. Her armutun tadı, yazın o sıcak ve renkli günlerini hatırlatıyordu. Genellikle, bu meyveyi hep yazın en ortasında yedim. Cevizli, karamelize olmuş armut tatları hala dilimde; yazın sıcak ve bambaşka bir mutluluğuydu bu. Ama belki de armudun gerçek tadı, meyve olmaktan çok daha fazlasıydı.
Fakat kış geldiğinde armut bambaşka bir hale büründü. Yılın bu zamanlarında, mutfakta pişen yemeklerin yanında en çok armut vardı. Ama bu armutlar, bir yaz armudunun tazeliğini taşımıyordu. Onlar biraz yumuşamış, biraz daha olgunlaşmışlardı. Kışın, soğuk odada, annemin pişirdiği kısırın yanında yediğimiz armutların o serinliği, ruhumu yeniden ısıtıyordu. Bazen armudu sadece tat olarak değil, bir duyguyu anlamak için yediğimi fark ediyordum. Kışın armut, bana bir umut gibi gelirdi. “Bir bahar gelecek,” derdim içimden. Armudu bu mevsimde yemek, hayatın geri gelmesini beklerken umut duymak gibiydi.
Armudu Hangi Mevsimde Yemeliyiz?
İlk başta, armudu yalnızca bir meyve olarak düşündüm. Ancak zamanla fark ettim ki, her meyvenin, bir anlamı, bir dönemi var. Armudu yalnızca yazın yememek gerektiğini öğrendim. Kışın, armut biraz daha olgunlaşmış, biraz daha sakinleşmiş olurdu. Aynı yazın enerjisinin, kışın dinginliğinde daha anlamlı hale gelmesi gibi. Armudun mevsimi, belki de sadece takvimlere göre belirlenmiyor, ruhsal durumlarla da bağlantılı. Mesela ben bugün, soğuk bir Kayseri sabahında armut yediğimde, o yalnızlık ve boşluk duygusunu içimden atabiliyorum. Kışın, armudun içindeki o tat, bana bir rahatlama ve huzur veriyor.
Bir armutun içindeki tat, o anki ruh halini yansıtıyor. Hani bazen bir şeyler söylesek de, doğru kelimeleri bulamazsınız ya, işte o anlarda bir armut yediğinizde, hiçbir şey anlatmaya gerek kalmaz. Çünkü o meyve, ağzınızda bir sıcaklık bırakıyor, tatlı bir dokunuşla kalbinize dokunuyor. Armudu hangi mevsimde yemeliyiz? Sorusu belki de cevapsız kalmalıdır. Çünkü armudu her mevsimde yemek, ona farklı bir gözle bakmak anlamına gelir. Yazın olgunlaştığında, kışın biraz daha geç olgunlaştığında, armut her zaman içindeki hikâyeyi anlatmaya devam eder.
Bir Yudum Mutluluk: Armudu Hangi Mevsimde Yemeliyiz?
Bir gün armut yediğimde, bir arkadaşım bana şunu sormuştu: “Bunu hangi mevsimde yiyordun?” O an, armutun mevsimini sormakla birlikte, armutun bana sağladığı duygunun mevsimsiz olduğunu fark ettim. Kayseri’nin kışında bile, armut yediğimde içimi ısıtan bir şey vardı. Belki de armut, sadece taze bir tat değil, ruhumuza da dokunan bir hatıra, anıydı.
Yazın, bahçemizdeki armutları topladığımda, yazın sonlarını ve başlangıcı hatırlıyordum. Ama kışın, armudu yediğimde, hayatın soğuk günlerinin ortasında, hala güzel ve umut verici bir şeyler olduğunu hissediyordum.
Her meyve, bir dönemin, bir mevsimin, bir duygunun simgesidir. Armudu hangi mevsimde yemeliyiz? Bu soru aslında bir farkındalık sorusu. Armudu her mevsimde yiyebiliriz. Ama her mevsimde, ona farklı gözlerle bakarız. Yazın, taze ve enerjik, kışın ise umut veren bir tat olarak armudu yediğimizde, her anın tadını çıkarırız.
Belki de armudu her mevsimde yemeliyiz, ama ruh halimize göre ona farklı anlamlar yükleyerek.