Kaşla Göz Arasında Kalmak Ne Demek? Öğrenme Sürecinde Farkındalığın Gücü
Bir eğitimci olarak her zaman inanmışımdır: öğrenme, bir bilgi aktarımı değil; bir dönüşüm sürecidir. İnsan bazen bir kelimede, bazen bir bakışta, bazen de kaşla göz arasında fark eder hayatın anlamını. Öğrenme de böyledir — bir anda başlar, çoğu zaman fark edilmeden gelişir. “Kaşla göz arasında kalmak” ifadesi tam da bu geçiş anlarını anlatan derin bir deyimdir. Bir şeyin aniden, beklenmedik bir şekilde olup bittiği anlar… İşte öğrenmenin büyüsü de tam orada başlar.
Kaşla Göz Arasında Kalmak Ne Demek?
Türk Dil Kurumu’na göre “kaşla göz arasında kalmak”, bir olayın çok kısa sürede ve ansızın gerçekleşmesini ifade eder. Bir anda, neredeyse farkına varmadan, bir durumun içinde buluvermek anlamına gelir. Bu deyim, yalnızca günlük konuşmalarda değil, pedagojik süreçleri anlamak için de oldukça güçlü bir metafordur. Çünkü öğrenme —özellikle içselleşmiş öğrenme— çoğu zaman tam da bu şekilde gerçekleşir: Bir cümle, bir soru, bir bakış ya da bir deneyim, bireyin zihninde bir kapı açar.
Bir öğrencinin “Ben bunu anlamıyorum” derken bir anda “Aa, şimdi oldu!” demesi gibi… Kaşla göz arasında, bir farkındalık doğar.
Öğrenme Teorileri Işığında Kaşla Göz Arasında Anlar
Öğrenme teorileri, bireyin bilgiyle kurduğu ilişkinin farklı yönlerini açıklar. Davranışçı yaklaşım, öğrenmeyi tekrar ve pekiştirmeyle ilişkilendirirken; bilişsel kuram, zihinsel süreçleri ön plana çıkarır. Ancak insana dair en derin öğrenme anlarını açıklayan, genellikle yapılandırmacı ve deneyimsel yaklaşımlardır.
Bu yaklaşımlar, öğrenmenin dışarıdan verilen bir bilgi değil, bireyin kendi deneyimleriyle inşa ettiği bir anlam olduğunu söyler. Öğrenci, öğretmenin aktardığı bilgiyi pasif biçimde almaz; onu kendi dünyasında yeniden yorumlar. Bu yüzden bazen bir öğrenciye defalarca anlatılan bir kavram, bir örnek veya bir hikâye sayesinde “bir anda” anlam kazanır. İşte o an, kaşla göz arasında öğrenmenin gerçekleştiği andır.
Pedagojik Yöntemlerde Farkındalık ve Anın Önemi
Eğitim ortamlarında “kaşla göz arasında kalmak”, yalnızca hızlı öğrenmeyi değil, aynı zamanda farkındalık anlarını da simgeler. Bir öğretmenin sınıfta kurduğu göz teması, bir öğrencinin ilgisini yeniden toplar; bir arkadaşının cümlesi, yeni bir bakış açısı kazandırır.
Bu anlar planlanamaz, ama öğrenmeye açık bir atmosfer yaratılarak teşvik edilebilir.
Öğrenme psikolojisine göre, birey ancak duygusal olarak güvende hissettiğinde öğrenmeye gerçekten açılır. Yani, bir bilgiye ulaşmak için önce kalbin kapısını aralamak gerekir. Bu nedenle iyi bir öğretmen, bilgiyi sadece anlatmaz; o bilgiyi hissedilebilir kılar. Böylece öğrencinin zihninde, tıpkı deyimdeki gibi, “kaşla göz arasında” bir aydınlanma gerçekleşir.
Toplumsal Öğrenme: Aniden Değişen Farkındalıklar
Bu deyimi yalnızca bireysel değil, toplumsal bir düzlemde de düşünmek mümkündür. Toplumlar da tıpkı bireyler gibi öğrenir. Bazen bir olay, bir kriz, bir başarı ya da bir sanat eseri, toplumun değerlerini yeniden şekillendirir.
Bir öğretmen grevi, bir öğrencinin sosyal medyada paylaştığı yazı veya bir okulun kapsayıcı eğitim politikası… Tüm bu değişimler, “kaşla göz arasında” fark edilir ama kalıcı etkiler yaratır. Toplumsal dönüşüm de bir tür öğrenmedir; hem de en güçlülerinden biri.
Öğrenme Deneyiminde “An”ın Pedagojik Gücü
Öğrenme, çoğu zaman uzun bir süreç gibi görünse de, esas gücünü kısa anlardan alır. Bir öğrencinin merak ettiği bir soruyu sorması, öğretmenin doğru anda doğru örneği vermesi ya da sınıfta yaşanan bir kahkaha… Bunların her biri öğrenmenin görünmeyen mimarlarıdır.
Eğitimde “anı yakalamak” —tıpkı fotoğraf sanatında olduğu gibi— dikkat, sezgi ve duyarlılık ister. Çünkü bazı şeyler planlandığı gibi değil, hissedildiği gibi öğrenilir.
Sonuç: Kaşla Göz Arasında Değişen Öğrenme
“Kaşla göz arasında kalmak” yalnızca bir deyim değil, öğrenmenin doğasını anlatan bir metafordur. Öğrenme, bazen bir anda gerçekleşir; ama o anın ardında, derin bir hazırlık, birikim ve merak vardır. Eğitim, bu anların filizlenebileceği bir ortam yaratma sanatıdır.
Peki siz hiç kaşla göz arasında bir şey öğrendiğinizi hatırlıyor musunuz?
Bir kelime, bir öğretmen, bir deneyim size neyi fark ettirdi?
Belki de öğrenme, tam da bu farkındalıkların toplamıdır — gözle görülemeyen, ama kalpte hissedilen bir değişim.