Gökmen Hoca Kimdir? Bir Öğretmenin Bir Hayata Dokunduğu O Sessiz Dönüm Noktası
Gentesltd olarak bu yazımızda “Gökmen Hoca kimdir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakalı yıllar oldu sanıyordum ama bazı insanlar var ki, onları yazmadığında sanki yaşanmamış gibi hissediyorsun. Gökmen Hoca tam olarak böyle biri.
Bu yazı bir biyografi değil. Bir başarı hikâyesi hiç değil. Daha çok, içimde yarım kalmış bir duygunun, zamanla şekil değiştiren bir hatıranın anlatımı. Ve belki de en önemlisi, bir insanın başka bir insanın hayatında nasıl iz bıraktığının sessiz bir kanıtı.
İlk Karşılaşma: Sıradan Bir Ders Gibi Başlayan Her Şey
O gün hâlâ aklımda. Hava Kayseri’ye yakışır şekilde sertti. Koridorda yürürken ayakkabılarımın sesi sanki daha yüksek çıkıyordu. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı; ne olduğunu bilmediğim bir şey.
Gökmen Hoca sınıfa girdiğinde herkes bir an sessizleşti. Öyle bağıran çağıran bir sessizlik değil, dikkat kesilen bir sessizlikti bu. Elinde tebeşir vardı, ama onu bir araç gibi değil, sanki bir düşüncenin uzantısı gibi tutuyordu.
“Bugün,” dedi, “yanlış yapmaktan korkmamayı konuşacağız.”
O an içimden geçen şey çok netti: “Bu ders kolay geçmeyecek.”
Çünkü biz Kayseri’de büyüyen çoğu genç gibi, yanlış yapmamayı öğrenerek büyümüştük. Yanlış yapmamak; güvenli olmak, dikkatli olmak, görünmez hatalar bırakmamak demekti. Ama o cümleyle birlikte bir şey yerinden oynamıştı içimde.
Gökmen Hoca kimdir diye ilk kez o gün sordum kendime. Ama bu bir soru değil, daha çok bir his gibiydi. Sanki tanımam gereken biri karşımdaydı ama ben henüz onu çözmemiştim.
Gökmen Hoca ile Günlerin Değişmesi
Zamanla dersler değişti. Konular aynıydı belki ama anlatılış biçimi bambaşkaydı. Bir formülü anlatırken bile ses tonunda bir sabır vardı. Ama o sabır, yumuşak bir teslimiyet değil, kararlı bir bekleyiş gibiydi.
Bir gün tahtaya uzun bir problem yazdı. Herkes defterine eğildi. Ben ise yazıyı yazıyordum ama aklım başka yerdeydi. Başaramayacağımı düşünüyordum. O tanıdık his… “Ben yapamam.”
Gökmen Hoca yanıma geldi. Eğildi, defterime baktı. Bir şey söylemedi önce. Bu sessizlik beni daha çok gerdi.
Sonra sadece şunu dedi:
“Yanlış yapman, öğrenmediğin anlamına gelmez.”
İçimde bir şey çatladı o an. Kötü anlamda değil. Daha çok uzun süredir sıkışmış bir şeyin açılması gibi.
O gün eve gittiğimde defterime uzun bir şey yazmışım:
“Bugün ilk kez başarısız olmaktan korkmadım.”
O satırı şimdi bile okuyunca içimde bir sızı oluyor. Çünkü o cümle benim için bir dönüm noktasıydı.
Gökmen Hoca kimdir sorusu o gün daha karmaşık hale geldi. Bir öğretmen mi, bir rehber mi, yoksa sadece doğru zamanda doğru cümleyi söyleyen biri mi?
Bilmiyordum.
Kayseri’nin Soğuğu ve İçimdeki Sıcaklık
Kayseri kışları serttir. Bunu burada yaşayan herkes bilir. Ama bazen dışarıdaki soğuk, içindeki bazı şeyleri daha net hissettirir.
Bir akşam etüt çıkışı yürürken kar yağıyordu. Ellerim cebimdeydi. Kulaklığımda bir şeyler çalıyordu ama duymuyordum bile. Aklım Gökmen Hoca’nın söylediklerinde takılı kalmıştı.
“Yanlış yapmaktan korkma.”
Basit bir cümle gibi duruyordu. Ama insan bazı cümleleri ilk duyduğu gibi anlamaz. İçine işler, zamanla anlam kazanır.
O gün şunu fark ettim: Ben aslında hata yapmaktan değil, hatamla görülmekten korkuyordum.
Gökmen Hoca bunu nasıl biliyordu, bilmiyorum. Belki de bilmiyordu. Belki de sadece doğru soruyu sormayı iyi biliyordu.
Bir Günlük Sayfası: Yazamadığım Şeyler
O dönem bir süre günlük tutmaya başladım. Her şeyi yazıyordum ama Gökmen Hoca’yı tam olarak yazamıyordum.
Çünkü onunla ilgili yazdığım her şey eksik kalıyordu.
Bir sayfada şöyle yazmışım:
“Bugün Gökmen Hoca yine bir şey dedi ve içim değişti ama ne olduğunu açıklayamıyorum.”
Şimdi o satıra bakınca gülümsüyorum. Çünkü bazen insan, hissettiğini anlatamaz. Sadece hisseder.
Ama o zamanlar bu beni sinirlendiriyordu. Kendime kızıyordum.
“Nasıl anlatamazsın? Yaşadın işte.”
Ama bazı insanlar yaşanmaz, hissedilir. Gökmen Hoca benim için öyle biri olmuştu.
Kırılma Anı: Sessiz Bir Sınav
Buna da Göz Atın: Gökmen Bayraktar kimdir ?
Bir sınav haftasıydı. Herkes stresliydi. Koridorlar bile gergin gibiydi. Sanki duvarlar bile notları düşünüyordu.
Ben o sınavlardan birinde tamamen boşluk yaşadım. Bildiğim şeyler vardı ama sanki hepsi uzaklaşmıştı.
Sınavdan sonra Gökmen Hoca sınıfta kaldı. Herkes çıkmıştı. Bana baktı.
“Zor muydu?” dedi.
“Evet,” dedim. “Yapamadım.”
Beklediğim şey bir hayal kırıklığı ifadesiydi. Belki bir uyarı. Belki bir öğüt.
Ama o sadece başını salladı.
“Bazı günler öyledir,” dedi. “Ama bu sen değilsin.”
O cümle beni eve kadar taşıdı. Hatta günlerce içimde yankılandı.
Çünkü ben o sınavı kendim sanmıştım. Başarısızlığımı kimliğim gibi taşıyordum. Gökmen Hoca ise bunu benden ayırmıştı.
Gökmen Hoca kimdir sorusu o gün başka bir şeye dönüştü: Bir öğretmen mi, yoksa insanın kendine karşı bakışını değiştiren biri mi?
İçimde Büyüyen Sessiz Saygı
Zaman geçtikçe Gökmen Hoca’ya karşı hissettiğim şey değişti. Başta hayranlık vardı. Sonra güven geldi. En sonunda ise tarif edemediğim bir saygı.
Ama bu saygı uzak bir şey değildi. Soğuk hiç değildi. Aksine, içe doğru büyüyen bir sıcaklık gibiydi.
Bir gün okuldan sonra yürürken onu uzaktan gördüm. Elinde dosyalar vardı. Bir yere yetişmeye çalışıyordu ama yüzünde acele yoktu. Sanki zaman onun için biraz daha yavaş akıyordu.
O an düşündüm:
“Bazı insanlar dünyayı değiştirmiyor. Sadece dünyaya bakışını değiştiriyor.”
Gökmen Hoca benim için tam olarak buydu.
Vedaya Yakın Bir His
Her şeyin bir sonu var. Bunu biliyorsun ama yaşayınca daha ağır geliyor.
Gökmen Hoca’nın gideceğini duyduğumda garip bir boşluk hissettim. Sanki içimde bir dönem kapanıyordu ama yeni dönem başlamıyordu. Arada kalmıştım.
Son ders günü sınıf çok sessizdi. Herkes farklıydı o gün. Daha dikkatli, daha kırılgan.
Gökmen Hoca tahtaya son bir cümle yazdı:
“Yanlışlarınızdan kaçmayın, onlarla konuşmayı öğrenin.”
O cümleyi yazarken elim titredi. Nedense içim doldu.
Ders bittiğinde kimse hemen çıkmadı. O an sanki herkes aynı şeyi hissediyordu: bir şey bitiyor ama tam olarak ne olduğunu kimse bilmiyor.
Bugün: Gökmen Hoca Kimdir?
Şimdi 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Hayat devam ediyor. Ama bazı isimler var ki, hayatın içinde sessizce duruyor.
Gökmen Hoca kimdir diye bugün sorsalar, tek cümleyle anlatamam.
O bir öğretmendi.
Ama aynı zamanda bir cümlenin insanı değiştirebileceğini gösteren kişiydi.
Bir yanlışın kimlik olmadığını öğreten bir sesti.
Ve en önemlisi, insanın kendine biraz daha yumuşak bakabilmesini sağlayan bir hatıraydı.
Bazen bir şey yaparken aklıma geliyor. Yanlış yaptığımda artık eskisi gibi hemen geri çekilmiyorum. Bir an duruyorum.
Sanki içimde bir ses:
“Tamam. Bu sen değilsin.”
Ve o ses bana Gökmen Hoca’yı hatırlatıyor.
Son Değil, Devam Eden Bir Etki
Bazı insanlar hayatına girer ve çıkar. Bazıları ise sadece girer ama çıkmaz. Sadece şekil değiştirir, derinleşir, sessizleşir.
Gökmen Hoca benim hayatımda ikinci grupta.
Bugün hâlâ bazı geceler Kayseri’nin soğuğunda yürürken o günleri hatırlıyorum. Defterime yazamadığım şeyleri düşünüyorum. Söyleyemediğim cümleleri.
Ve şunu fark ediyorum:
Bazı insanlar anlatılmaz. Sadece yaşanır.
İlgili Makale: Gebelikte kansızlık bebeğe zarar verir mi ?