Özel Kalem Ne Demek? (Ve Neden Herkes “Özel” Olmak İster?)
Evet, doğru duydunuz. “Özel kalem” dedik, ama bu sadece lüks ofislerdeki büyük masalarda oturan, etrafında insanlar dolanıp işleri halleden süper yetenekli bir sekreter veya danışman türünden bir şey değil. Özel kalem, Türkçede bir kavram olarak da farklı bir anlam taşıyor. Ama ben size şimdi şöyle düşündüm: “Özel kalem ne demek?” sorusunu, hem ofis jargonunu hem de gündelik yaşamda nerelerde karşımıza çıktığını mizahi bir dille ele alacağım. İsterseniz, bir çayınızı alın, çünkü bu yazı biraz derinlere inecek, bazen kafamızı karıştıracak, bazen de tebessüm ettirecek.
“Özel Kalem” Dediğimizde Aklınıza Ne Geliyor?
İlk başta, “Özel kalem” deyince ne düşünüyorsunuz? Hani o klasik filmlerde gördüğümüz, düzgün takım elbiseler giymiş, gözlüğüyle ciddi bir hava yaratmaya çalışan, biraz da böyle gizemli sekreterler falan mı? “Bunu yapmamız gerek, ama önce patronun onayını alalım” gibi bir hava var mı?
Bir de, durun, bir şey dikkatimi çekti… Bizde “Özel kalem” deyince, sanki bir insanın etrafında özel bir dünya varmış gibi düşünülüyor. Adeta “Benim patronum, benim özelim, beni özel yapan bu kişi” gibi bir hisse yol açıyor. Ama bu doğru mu? Bunu derken, hepimiz biraz hiyerarşik bir düşünce yapısına mı hapsoluyoruz? Hani bir nevi patronun önünde yere eğilen sekreter figüründen biraz fazla yükseğe koyuyor muyuz bu kavramı?
Bir gün, bir kafede otururken, arkadaşım Erdal bir anda “Ya, sana özel kalem olayı neymiş?” diye sordu. “Hımm, demek ‘özel kalem ne demek?’ diye sorguluyorsun, bak bakalım sana anlatayım,” dedim. Tabii, işin içinde o kadar çok şey var ki, başlamakta biraz zorlandım. Kafamda dönen tüm düşünceleri sıraya koymaya çalıştım ama olmuyor, çünkü bu konu, biraz da bana garip geliyor.
Erdal gözlüğünü düzeltti ve dedi ki: “Bana göre özel kalem demek, patronun her şeyini takip eden, her işini halleden, ne olursa olsun çözüm getiren biri demek. O kadar dedikodu da yapar, o kadar gizli bilgileri saklar ki, o kişi bir tür ‘iş yerinde arka planda işlerin dönmesini sağlayan’ bir figürdür.”
Haaa, tabii… O zaman işin içine biraz mizah katmak gerek. Beni düşündüren şey şu: Özel kalem kavramı, sadece ofis ortamıyla sınırlı mı? Bence değil. Özel kalem, aslında biraz da hayatın her alanında etrafını yönetebilen, insanları etkileyebilen kişiler için kullanılan bir metafor.
Özel Kalem Olmak İçin Ne Gerekir?
İzmir’de yaşıyorum, ve birçok insan gibi ben de bazen içsel bir karmaşaya düşebiliyorum. Mesela, bir gün bir iş görüşmesine gittim, önümde iki seçenek vardı. Birisi bana “Sen bizim yeni özel kalemimiz olursun” dedi. İçimdeki ses “Vay be, ne kadar ciddi bir iş! Bu demek ki ben artık önemli biriyim, ofisteki tüm işleri çözeceğim!” dedi. Ama hemen bir diğer iç sesim “Ya ama ben çok fazla yönetim işine girmeyi sevmiyorum. Hem zaten ofiste birinin arka planda bu kadar yönettiği işler varsa, o işin en zor kısmı başkalarına gözükmeden iş yapmaktır…” dedi.
İşte tam burada, özel kalem olmanın ne kadar “özel” olduğuna dair ciddi bir sorgulamaya başlıyorum. Özel kalem olmak, hayatta farklı şekillerde tanımlanabilir. Bir kere, pratikte “özel kalem” genellikle yöneticinin işlerini takip eden, ona destek olan, ona rehberlik eden kişiyi tanımlar. Ama ben bir yandan da düşünüyorum ki, bu kişi ne kadar güçlü? Ne kadar baskı altında?
Yani aslında özel kalem ne demek? sorusu, bir insanın sosyal hayatta nasıl bir rol üstlendiğine de bağlı. Bu figür, bazen patronun bir numaralı sağ kolu olabilirken, bazen de iş yerindeki tüm küçük ayrıntıları gizlice çözerek işlerin dönmesini sağlayan bir akıl hocasına dönüşebilir.
Özel Kalem ve Komik Gerçeklik
Düşünün, bir ofiste gerçekten özel kalem olarak çalıştığınızı hayal edin. Sabah işe geliyorsunuz, ilk iş olarak patronun ajandasına göz atıyorsunuz, çünkü tabii ki patronunuz sizden önce uyanmış ve ajandasına birkaç şey eklemiş. Bu yüzden “Patronu mutlu etme planı”na hemen başlıyorsunuz. Bir yandan, gözlüklerinizin camlarına bakıyorsunuz, çünkü ofiste sadece “özel kalem” insanları ne kadar ciddi olursa olsun gözlük takar, değil mi?
Öğle tatilinde ise, patronunuzun her zaman söylediği gibi, “Ofis dışına çıkmamız lazım” diyor ve dışarıda iş ilişkilerinizi güçlendirmek için buluşmalar yapıyorsunuz. Ama bir dakika… “Gerçekten iş görüşmesi yapıyor muyuz yoksa başka bir şey mi konuşuyoruz?” diye düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü özel kalem olmanın başka bir avantajı var: Ofis dışında işlerinizi daha özgürce yapabilirsiniz. O yüzden, biraz esprili bir şekilde “Ofis dışındaki sıradışı iş görüşmelerim” üzerine yazılar da yazabilirim, diye düşünmüyor değilim.
Ama tabii ki, her şeyin bir bedeli vardır. Mesela, ben geçenlerde telefonumu kaybettim ve birkaç saat boyunca patronuma ulaşamadım. Derken, içimdeki sesim “Bunu nasıl anlatırım ki?” diye paniklemeye başladı. Sonra patron, “Özel kalemim, telefonun ne oldu?” diye mesaj attı. O an, “Ya, ne kadar şanslıyım! Telefonum kayboldu ama yine de sorumluluklarımdan kaçmak yok” diyerek, içimdeki derin mizahi düşünceye gülümsedim. “İyi ki patronum var, çünkü telefonun kaybolması çok ciddi bir mesele olabilir” diye düşündüm.
Sonuç: Özel Kalem, Hayatın Her Anında
Beni tanıyanlar bilir, ben bazen derin düşünürken ciddi bir esprili havaya da bürünebiliyorum. Özel kalem ne demek? diye sorulduğunda, cevabım aslında hem ciddi hem de eğlenceli olabilir. Özel kalem, sadece bir işyeri pozisyonu ya da işlevi değil, hayatta her an karşılaştığımız bir rol. Hem eğlenceli, hem zorlu. Belki de bazen her birimizin özel kalem olabileceğini unutmamalıyız.
Sonuçta, özel kalem olmak demek, biraz da etrafınızdaki insanları yönetebilmek demek. Tabii ki, bu rol size verdiği güçle karışık bir şekilde bazen biraz fazla yük de getirebilir. Ama, işte hayat dediğimiz şeyin en güzel yanı da burada gizli: Hepimizin biraz özel kalem olmaya aday olması.